Erken Dönem Uyumsuz Şemalar Yetişkinlikte Nasıl Kendini Gösterir?
Bazen bir ilişkilerimizde verdiğimiz bazı tepkilerin, o anki olayla orantısız derecede yoğun olduğunu fark ederiz. Ya da farklı insanlarla, farklı zamanlarda benzer sorunların tekrar ettiğini görürüz. Bu tür tekrarların kökeninde çoğu zaman erken dönem şemalar bulunur. Bu yazıda, çocuklukta oluşan bu örüntülerin yetişkinlik hayatında hangi biçimlerde ortaya çıkabileceğini ele alıyoruz.
Erken Dönem Uyumsuz Şema Nedir?
Erken dönem şemalar, çocukluk ve ergenlik döneminde temel duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmaması sonucu oluşan, kişinin kendisine, başkalarına ve dünyaya dair geliştirdiği kalıcı düşünce ve duygu kalıplarıdır. Güven, bağlanma, özerklik, kabul görme ve gerçekçi sınırlar gibi ihtiyaçlar bu sürecin merkezinde yer alır.
Bu şemalar çocuklukta bir tür uyum mekanizması olarak işlev görür; o dönemin koşullarına verilen mantıklı bir tepkidir. Ancak yetişkinlikte koşullar değiştiği halde şema aynı kalmaya devam edebilir ve artık işlevsel olmayan bir örüntüye dönüşebilir.
Yetişkinlikte En Sık Görülen Yansıma Biçimleri
Terk Edilme ve Kararsızlık
Çocuklukta güvenilir ve süreklilik arz eden bir bağlanma deneyimlenmediğinde, yetişkinlikte yakın ilişkilerde terk edilme kaygısı sık görülebilir. Bu, partnerin ilgisinin sürekli test edilmesi, ayrılık ihtimaline karşı aşırı tetikte olma ya da tam tersine yakınlaşmaktan kaçınma şeklinde kendini gösterebilir.
Güvensizlik ve Kötüye Kullanılma Beklentisi
Erken dönemde güven duygusu zedelenmiş kişiler, yetişkinlikte başkalarının niyetini sürekli sorgulama eğiliminde olabilir. Yakın ilişkilerde bile “bir noktada hayal kırıklığına uğrayacağım” beklentisi ön planda olabilir.
Duygusal Yoksunluk
Duygusal ihtiyaçların yeterince karşılık bulmadığı bir ortamda büyümek, yetişkinlikte “kimse beni gerçekten anlamıyor” ya da “ihtiyaçlarımı dile getirmenin bir anlamı yok” gibi inançlara yol açabilir. Bu, ilişkilerde mesafeli kalma ya da ihtiyaçları bastırma şeklinde görülebilir.
Yetersizlik ve Kusurluluk
Sürekli eleştirilen ya da kabul görmek için performans göstermesi beklenen bir çocukluk, yetişkinlikte “yeterince iyi değilim” şemasına dönüşebilir. Bu şema, aşırı özeleştiri, onay arayışı ya da başarıya rağmen tatmin olamama şeklinde kendini gösterebilir.
Başkaları Yönelimlilik
Çocuklukta bir yetişkinin duygusal ihtiyaçlarını karşılamak durumunda kalan kişiler, yetişkinlikte de başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyma eğiliminde olabilir. Bu, ilişkilerde dengesiz bir sorumluluk dağılımına yol açabilir.
Yüksek Standartlar ve Mükemmeliyetçilik
Başarı ve performans üzerinden değer görmüş kişiler, yetişkinlikte kendilerine karşı aşırı yüksek standartlar koyabilir. Bu örüntü, sürekli bir yetersizlik hissiyle birlikte ilerleyebilir; başarı bile geçici bir rahatlama sağlar.
Bu Örüntüler Neden Fark Edilmesi Zor Olabilir?
Erken dönem şemalar, kişinin “normal” olarak algıladığı bir zemin üzerine kurulur. Çocukluktan beri süregelen bir düşünce ya da duygu biçimi, kişiye çoğunlukla tutarlı ve tanıdık gelir; bu yüzden bir sorun olarak değil, kendi karakterinin bir parçası olarak algılanabilir. Bu nedenle şemaların fark edilmesi genellikle dışarıdan bir bakış açısı ya da tekrar eden örüntülerin üzerine düşünme süreciyle mümkün olur.
Sonuç
Çocuklukta oluşan şemalar, yetişkinlikte ilişkilerimizi, duygusal tepkilerimizi ve kendimize dair algımızı görünmez bir şekilde şekillendirmeye devam edebilir. Bu örüntülerin farkına varmak, onlarla ilişkiyi anlamanın ilk adımıdır. Şema terapi ise bu tür kökleşmiş örüntüleri anlamak ve bunlarla ilişkiyi değiştirmek amacıyla kullanılan yaklaşımlardan biridir.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı ya da tedavi önerisi niteliği taşımaz.
Kaynaklar
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. New York: The Guilford Press.
International Society of Schema Therapy (ISST) — schematherapysociety.org